• Add to Collection
  • About

    About

    This is my first contribution for an art project with my thirteen photographs.
    Published:
I was one of the contributors for this year's Mamut Art Project with my 13 photos I took in recent years during my excursions and routine. I find myself very curious about the other people's living customs and to be a part of this unknown possibilities, I try to find some traces from "outside". I stop, sit and stare mostly. This serial is called "Temaşa" which I think explains this behaviour best.
 
The exhibion was held in Maçka Küçükçiftlik Park between 3-6 of April. Here I quote Emre Zeytinoğlu, one of the juries of this year: "No matter, here the purpose of the 'Mamut Art Project' is perceived as providing oppurtunity to the 'young' artists for exhibiting their works at first glance, in fact what is done here is to show the variable character of this great army of artists without subjecting to any classifications."
 
Photos that are wooden framed are printed on Museo Portfolio Rag and the diasec ones are Mitsubishi RC by archival pigment print.
 

 
From the catalogue designed by Sarp Sözdinler, pg. 50-51
My leaflets for the visitors
 
From the exhibition area
De Kiefhoek, Rotterdam
Cibali
Berlin I
Berlin II
Barcelona / De Dageraad, Amsterdam
Muğla
Bozcaada
Göztepe
Amman
Kadıköy
Feneryolu
Küçükken uyuyakalıp taşındığım ebeveyn odaları, perdeleri kenarlara çekilmiş ve seyirlik salonların sokaktan görüntüleri, "misafirliğe" gittiğim evlerde buzdolabındaki düzen ile konuşuyor gibiyim. Fotoğraf çekme ihtiyacını da bu naif merakı diri tutmak için duyuyorum. Aynı şeyi şehir, hareket halindeyken de yaşatıyor bana. İşlev ve formun içten dışa, dıştan içe kurgusu tartışıladursun; yapının ve kullanıcılarının inisiyatifindeki açıklıkların bu diyaloğu nasıl sağladığını sokak ve birim ölçeğinde takip etmek, şehrin bir parçasıymışım gibi hissettiriyor.
Bu serinin adı yürümek anlamına gelen maşy'dan türemiş olan Temâşâ. Bakışı yönlendiren, seyir ettiren, bu gelip geçici anlar; yapının yüzü, penceresi, keskin veya yumuşak bir köşe olarak belleğimizde birikiyor. Binaların, geçitlerin, aralıkların çektiğim portreleri sorularımı bâki kılıyor:
 
"Kimler var? Buraya dâhil olabilir miyim?"
 
Yukarı çıksam, sola dönsem veya aşağı baksam da alamayacağım bu yanıtlar, kısıtlı birlikteliğimizin tadını kaçırmıyor. Serideki fotoğraflar kararlı gibi görünen açılarına karşın, her seferinde yaşadığım muğlak seyir halini temaşa edenlerle paylaşma endişesinde.