Showcase & Discover Creative Work Sign Up For Free
Hiring Talent? Post a Job

Bēhance

/yetmişsantimlikhikaye/

  • 66
  • 1
  • 0
  • günlerden saklambaç günüydü. ve o zamanlar biz yetmiş santim ya vardık ya yoktuk. sen yine güzeldin o uzun saçına rağmen. ben yine zekiydim takıntılarıma rağmen. an geldi, saklanma sırası bizdeydi. Ben ucuz petrol kokan arabanın altına saklanmıştım, sen ise tanımadığım apartmanın tanımadığım kapısından girip, tanımadığım karanlıklarına saklanmıştın. Seninle ilk kez o gün ayrı yerlere saklanmıştık. Hatırlar mısın, bizi bulmakta hiçbir zaman kimseye zorluk çektirmeztik. Bilirlerdi ki, biz yine o büyük bahçedeki en kasvetli yemiş ağacının gölgesindeyiz. Sobelenmek bizim yaşamımızın bir parçasıydı. Kabullenmiştik aslında bu durumu ta ki o güne kadar, hayatımın ilk onüçüncü cumasına kadar... Sen artık ayrı gölgelerin ardındaydın, bense ağır ve ucuz petrol kokusunun kucağında. İlk ben sobelenmiştim beklenildiği gibi. Burnum hassastır, bilirsin. Dayanamayıp kendimi dışarıya atmıştım. Haliyle sobelenmek benim için kaçınılmaz son olmuştu. Sobelenmenin yanında getirmesi gereken o hüzünlü halin bende en ufak bir kırıntısı yoktu. Hatırlarsın, çok endişelenmiştim. O karanlığın içinden bir daha çıkamayacağın düşüncesi ise beni yiyip bitirmeye başlamıştı. Tedirginliğimin had safhalarındayken ve ebe diye nitelendirdiğimizin tüm umutları suya düşmüş üzereyken, bütün insiyatifi üzerime alıp, seni içine gömen o lanet apartmana doğru ilerledim. O kan kırmızısı kapısını, kulak ağrıtan sinir bozucu gıcırdamalarına rağmen açtım ve kalakaldım. Karşımdaki zifiri karanlık, umarsızca uzanıp yatıyordu, gidecek gibi de değildi. Daha önce de sana dedim, orası karanlığa ait bölgeydi. Sen karanlığın öte tarafında, ben bir tarafındaydım. Bağırdım, çağırdım, çoğu zaman haykırmadan öteye geçemedim, bazen böğürmelerime aldırış etmedim ama adını anmadan edemedim. Kaybetme korkusu tamamiyle benliğimi sarınca sana ait birşeyler benimle olsun umudu bende adını zikretmelere sebep olmuştu sanırım. Bir an keşke kocaman gözlerin benimle olsaydı diye düşündüm ama o da çok korkutucu geldi taze kulakarıma. Bağırmalarıma cevap vermeyişinden hemen sonra cesaretimi topladım -ki bilirsin karanlıktan ödü kopan birisiyimdir- yanına gelmek için adımlarımı sana doğru karanlığın içerisinde sessizce atmaya başladım. Adım attıkça sana ulaşmak yerine kendimden uzaklaşır olduğumu farkettim. Bir an gene büyük tereddütlerin içine girdim ve ardımdakini düşündüm ve utandım. Biliyor musun, o an kendimden utanışımın ilkiydi ve ondan sonra ardı arkası kesilmedi. Herneyse, ben sana doğru olan adımlarımı atmaya devam etmeye başlamıştım ki yüce bir gürültü koptu. Adeta dona kalmıştım bu sefer. Ses kesildi, ben yavaş bir şekilde yetmiş santimlik cesaretimin hepsini yanıma alıp sesin geldiği yere doğru yürümeye başladım. Tam sesin olduğu yere gelmiştim ki, güzel kokulu bir el omuzumdan tutup beni duvara iteledi ve ardından gelen 'yakalayamazsın ki' nidaları tabiri caizse sevincin Allah'ını yaşamamı sağladı. Kocaman sırıttım ve o koskoca sırıtışımın ardında dokuz sekizlik atan yüreğimin hakimiyeti vardı. Ardından koştum. Baktım o ebe midir nedir o da koşuyor, koşuyoruz. Koştuğumuz yer aynı olsa da hepimiz farklı amaçlar için koşuyorduk. İlk kim mi koşmuştu, sana rahatlıkla benim koşmadığımı söyleyebilirim. Ama rahatlıkla söyleyebileceğim bir ikinci şey ise aramızda ki en mutlu koşan bendim. Eğer bir birinci varsa, en birinci bendim.